Dünyanın kanayan yarası sürdürülebilir doğa turizmi.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK NE DEMEK?

Büyük resme baktığınızda bir fanusun içinde yaşıyoruz ve adına “Dünya” diyoruz.  

Nüfus artıyor. Artan nüfusu barındırmak için yeni yerleşim alanları açılıyor. Yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için ulaşım imkanları genişliyor. Bu yerleşim yerlerine kamu hizmetleri (elektrik, su, yol) götürülüyor. Fakat buna rağmen dünyamız ve imkanları genişlemiyor. Dünyamızın bize sunduğu imkanlar sınırlıdır. Doğa turizmi yapılan alanların imkanları sınırlıdır. İşte bu kısıtlı imkanları (canlı, cansız) herkesin var olabileceği şekilde kullanmanın adına “sürdürülebilirlik” denilebilir.

“Basit yaşa ki herkes var olabilsin” Mahatma Gandhi

  • Denize giriyoruz. Kumsalın oluşması milyon yıllar sürmüş. “Kumlara izmarit dikmeyin. Biz denedik yetişmiyor.” … Denizlerdeki çöp oranı belli…
  • Kamp ateşi yakıyoruz. Dalların, ağaçların büyümesi yıllar sürüyor. “Ama biz kuru dalları yakıyoruz” diyenleri duyar gibiyim. Ağaçlar yakılmasaydı o dallar çürüyerek diğer ağaçların yetişmesine imkan sağlayacaklardı. Toprağı ıslak tutarak suyun buharlaşmasını önleyecek. Yağmur suyunun direkt toprağa temas etmesini ve toprağın erozyona uğramasını önleyeceklerdi… Toprak üzerinde ateş yakmak toprağın içinde ki bakterileri, toprağı toprak yapan canlıları yani toprak florasını öldürüyor. Ağaç altında ateş yakılıyorsa, yükselen ısı ile yukarıda yapraklar kavruluyor ve özelliğini yitiriyor. Aşağıda da kökleri kavruluyor.
  • Çöpler! Organik çöpler! Doğa severlerin doğada ki tuvalet çöpleri! … Kısacası “Doğanın sizin çöpünüze ihtiyacı yoktur.”

Tüketimden daha çok üretilmesine “sürdürülebilirlik” dinilebilir. Bunun için öncelikle yaşamın her alanın kişisel tercihler önemlidir. Ne kadar yapabiliyorsak.

DOĞA TURİZMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Adı üzerinde turizm. Ticari amaçlı (maddi ya da hayrına!) o bölgeye katılımcıları götürmek ya da konaklatmak.

100 odalı bir otele 150 kişi alamazsınız. Gerek yer gerekse diğer olanaklar 100 kişilik ise bununla 150 kişi idare etsin diyemezsiniz. Gelen ziyaretçileri kaçırırsınız. Bir daha gelmezler. Hem de kaynaklarınızı boş yere tüketirsiniz.

“Doğa turizm”i işletme kriterleri de diğer turizm dalları ile aynıdır. Hatta daha hassastır. Çünkü bu turizm dalında değerli olan (pazarlanan) şey doğadır. Bir kere bozulursa kendini telafi etmesi onlarca yıl alabilir. Hatta imkansızdır (Uzun Göl).

Ülkemizde sürdürülebilir doğa turizmi ne durumda?

Bu konuda dünya çapında çok kıymetli bir ülkeyiz ve kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç olduğu kesindir.

  • Artık doğa turizmi için kötü örnek olarak verilen bir zamanların cenneti Uzun Göl.
  • Özellikle turizm beldelerine yakın taş ve mermer ocakları turizmi etkileyecek kadar görüntü kirliliği yapmaktadır. Hamankaya kanyonu (Bilecik), Antalya, Salda gölü, Sakardan Antalya’ ya doğru giden yolun üzerinde taş ocakları vb.

Doğa sporları turizmin de durumumuz nedir?

Bu konu da çok temel çalışmalar yapmak gerektiği herkesin malumu. Sosyal medyada paylaşılan birkaç başlık ile örnek vermek gerekirse;

  • Teşekkürler *** Liderim… 190 kişiyi Kanyonda sorunsuz yürütmek… büyük başarı… Yılların tecrübesine bu yakışır
  • 80 kişilik kaya tırmanışı başlangıç grubu ile eğitimimiz tamamladık.
  • Kızlar sivrisinde 70 dereceli eğimde tırmanan 107 sporcunun fotoğrafı…
  • 110 kişi Erciyes’ te anma tırmanışı yaptı.

Eğer işiniz doğa sporları ise katılımcıların güvenliği için risk yönetimi önemlidir. Kişi sayısı arttıkça güvenliği ve lojistik imkanları sağlamak zorlaşır. Etkinliklerin verimi düşer.

Kalabalık gruplar doğada tuvalet ihtiyacını nerede giderecek? Çöpler? Yangın çıkma ihtimaline karşı çadır düzeni nasıl olmalıdır?

Sporun sürdürülebilir olması için eğitim sisteminin de sürdürülebilir olması önemlidir. Eğitim sonrasında devam edenlerin oranı nedir? Eğitimin kalitesi nedir? . Spora devam edenlerden kaç kişi kulüpte (kurumda) kalıyor? Kalanların kaç kişisi eğitmen ya da yönetim kadrosunda görev alıyor?  gibi istatistikleri iyi okumak gerekir. Tabi ki kâğıt üzerinde ki oranlardan bahsetmiyoruz

Her spor dalına göre bu rakamlar değişse de oranlar düşükse bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Sorunu iyi tespit etmek şarttır.

Diyeceksiniz “Türk kafası! işte bizde hep böyle… Elin adamı öyle mi? … ” Maalesef coğrafya değişince zihniyet değişmiyor. Avusturya da buzula otel yapılacakmış. Ayrıntılı bilgi için tıklayın

Her şeye rağmen dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dünyada işe yarayan örnek de var.

Her kulübün, her federasyonun bu tarz örnekleri bularak kendi içinde uygulaması gerekmektedir.

UIAA kapsamında kendi kulübünde yaşadığım güzel tecrübeler

1997’ den beri tırmanışın içinde olan birisi olarak tecrübelerimi paylaşmak isterim.

1997’ den beri eğitim vermekteydim. 2008 yılına geldiğimde kendime şu soruyu sordum “Eğitim verdiklerimden kaç kişi tırmanıyor? Benimle tırmanışa başlayan kaç kişi tırmanıyor?” Cevabı şu oldu. Eğitim verdiklerimden tırmanan yok. Benimle beraber başlayanlardan da tırmanışa devam eden yok. Durumdan da anlaşıldığı üzere bu işte bir yanlışlık vardı. Ben de eğitim vermeyi bıraktım ve kendi tırmanışıma yöneldim. O zaman kaya tırmanışı derecem 7 idi. Birkaç sene içinde tırmanış derecem 9+’ya geldi.

2012 yılında Zirve Dağcılık kulübünün UIAA çalışmalarına dahil oldum. Dahil olmayı tercih etmemin sebebi, UIAA eğitim sistemini incelediğimde buradan bir şey çıkabileceğine ikna olmamdı. Zirve Dağcılık 2013 yılında UIAA yeterlilik belgesini aldı.

Son beş yıldır Zirve Dağcılık İstanbul şubede UIAA standartlarında tek ip boylu kaya tırmanışı eğitimi verilmektedir. Eğitimler bir eğitmen ve 3-4 kişilik gruplarla 2-3 günlük pratik eğitimle verilmektedir.

Bu eğitim modelinde tırmanışa devam edenlerin oranını şu şekilde gözlemledim. Tırmanışı hafta içi antrenman, hafta sonu tırmanış şeklinde hayatının bir parçası haline getirenlerin oranı yaklaşık 10%. Hafta sonu tırmanıcıları yaklaşık %20. Hobi şeklinde, arada bir gedenler ise yaklaşık 10% şeklindedir.

Bu tarz eğitim programları her kulüp ve federasyonda uygulanırsa aynı sonuçlara ulaşabilir. Bu da doğa sporları turizmi açısından büyük bir kazanç olacaktır. Bu sonuçlar aşağıda ki dünya çapından yapılana çalışmalarla desteklendiğinde kazançlar daha da artacaktır.

DÜNYADA Kİ SÜRDÜRÜLEBİLİR DOĞA TURZİMİ ÇALIŞMALARI

Kendi konum dağcılık ve tırmanış olduğu için bundan sonra ki kısım dağcılık üzerinden olacaktır.  

Sürdürülebilir doğa turizmi için UIAA, United Nations 10 YFP Sustainable Tourism Programme ortaklığı ile bazı girişimler var.

Sürdürülebilir doğa turizm için UIAA 5 program uyguluyor.

1 UIAA Dağ Koruma Ödülleri

  • UIAA Dağ Koruma Ödülleri (MPA) ilk olarak 2013 yılında başladı. Bu proje doğa toplulukları ve çevresel olarak dağlar üzerinde hissedilir farklar yaratmıştır.
  • Proje temel altyapının oluşturulması, hayati öneme sahip araştırmaların yapılması ve hedeflere ulaşmak için mali kaynaklar sağlamıştır.
  • Proje uluslararası bir vitrin ve iletişim platformu sağlamıştır.
  • Proje farkındalık yaratmak ve fikir alışverişinde bulunmak için uluslararası bir vitrin ve iletişim platformu sağlamıştır.
  • Yalnızca yerel toplulukları desteklememekle kalmayıp kendi küresel topluluğunu da geliştirmiştir.

Ayrıntılı bilgi için https://www.theuiaa.org/mountain-protection-award/

2 UIAA Dağlara Saygı Projesi

UIAA Dağlara Saygı organizasyonu ilk olarak 2015 yılında kurulmuştur. 2016-2018 yılları arası dokuz ülkede 18 toplantı (etkinlik) yapılmıştır. Bu etkinliklerde 1500 gönüllü ile 7.5 ton çöp toplamıştır.

UIAA Dağ Korumu Komisyonu 2019’ dan itibaren uluslararası şekilde eğitim düzenleyerek sürdürecektir.

Dağlara saygı konusu için 5 yol benimsenmiştir.

  • Sürdürülebilir çevresel ve sosyokültürel uygulamalar hakkında farkındalık yaratmak.
  • Yaptıkları çalışmalarla doğa sporları topluluklarına örnek olarak uygulamaları yaygınlaştırmak.
  • Gelecek nesiller için dağ ekosistemlerini ve kültürlerini doğal hallerinde korumak.
  • Doğa sporı ile ilgili turizm faaliyetlerini sürdürülebilir şekilde teşvik etmek.
  • Dağları keşfedecek ve doğa turizmini meslek haline getirecek gelecek nesilleri sürdürülebilir doğa turizmi kapsamında eğitmek.

Ayrıntılı bilgi için https://www.theuiaa.org/the-uiaa-mountain-sustainability/respect-the-mountains/

3 Erişim

Doğaya götürdüğümüz gruplarla toprağa, biyolojik ve jeolojik çeşitliliğe ve orada yaşayanların kültürüne zarar veriyoruz. Bu ortamın sürdürülebilir olması için verilen hasarla yenilenme süresinin dengeli olması gerekmektedir.

Bu konuda benim sözlerim UIAA’ yı bağlamamaktadır.

Etkinlik bazında ve yıllık ziyaretçi bazında kişi sayısı yenilenme süreci için önemlidir.

Bu konuda yapılabilecek çalışmalar şunlar. Katılımcıları yürüme yolları ve kamp alanları dışına çıkmamasını sağlamak.

Ayrıntılı bilgi için https://www.theuiaa.org/the-uiaa-mountain-sustainability/mountain-protection-access/

4 Dağların Korunması

UIAA bu konuda öncelikli olarak Alpleri baz almış olsa da diğer dağlar içinde ortak çözümleri önermektedir. Bu kapsamda;

Dağlara yapılan teleferik ve demir yolları ilk öncelikleridir. Sonrasında ziyaretçilerin arkalarında bıraktıkları çöpler. Son olarak da dağlara ulaşım için kullanılan uçuşlar ve dağa ulaşım için kullanılan helikopter uçuşlarıdır.

Dağların korunması kapsamında UIAA nın öncelikleri

  • Sürdürülebilir dağcılık bölgeleri oluşturmak için dağa gidenlerde farkındalık yaratmak, eğitmek ve önayak olmak.
  • Dağlarda sağlam önlemeler alması için federasyonları desteklemek.
  • Dağları paylaşanların birbirine saygı göstermesi ve uluslararası deklarasyonları benimsenmesi için teşvik edilmesidir.

Yukarıda ki kapsamda dağ koruma komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon 1969 da Çevre Koruma Komisyonu (Environment Protection Commission) olarak kurulmuş ve sonradan adını Dağ Koruma Komisyonu (MPC) (Mountain Protection Commission) olarak değiştirmiştir.

Ayrıntılı bilgi için: https://www.theuiaa.org/the-uiaa-mountain-sustainability/mountain-protection/

5 İklim Değişikliği

Dağlar 800 milyon insanın evidir. Bu da dünya nüfusunun %12 sini oluşturmaktadır. Dağlar dünyanın içme suyunu sağlamaktadır ve oldukça kırılgan ortamlardır.

Ayrıntılı bilgi için https://www.theuiaa.org/the-uiaa-mountain-sustainability/climate-change/

UIAA’ nın da ortaklaşa çalıştığı bir diğer program

10 YFP Sürdürülebilir Turizm Programı

Sürdürülebilir turizm için United Nations 10 YFP Sustainable Tourism Programme’ da 6 program oluşturmuş.

1. Süründürülebilir yiyecek sistemi: İsrafı azaltmak ve yöreye özgü üretimi sürdürülebilir kılmak.

2. Sürdürülebilir yaşam şekli ve Eğitim: Tüm kültürler hep beraber birbirimizi yıpratamadan nasıl yaşarız?

3. Sürdürülebilir binalar (yerleşim alanları) ve inşaat: Yere, kültüre uygun yapılaşma

4. Müşteri bilgilendirme: Bilinçli tüketici… Müşterilerin hizmet ya da ürün alırken sürdürülebilir olanı tercih etmesi için bilgilendirilmesi

5. Sürdürülebilir turizm: Turizm sektörü içinde ki her aşamada (transfer, yeme-içme, doğa) tüketimin ve zararın az, üretimin çok olması.

6. Sürdürülebilir kamu tedarikleri: Kamunun mal, hizmet, iş ve kamu hizmetlerinin de içinde olduğu sitemi sürdürülebilir kılmak. Yerleşim yerlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için elektrik santralleri, taş ocakları, yol yapımları, temiz su gibi hizmetlerin doğayı geri dönüşsüz tüketmeden sağlanması için kamu görevlilerinin bilgilendirilmesi

Ayrıntılı bilgi için http://sdt.unwto.org/about-oneplanet-stp

Kendi düşüncelerimle yazıyı sonlandırmak isterim,

Tüm bunları hepsinin özeti, kendimizle yüzleşmek.

Bizler “tüketici”yiz. Ne önlem alırsak alalım bu nüfus artışı ve tüketimle eninde sonunda dünya bizi üzerinde barındıramayacak ve bizsiz, “insansı”sız milyonlarca yıl yaşamaya devam edecek. O yüzden “Dünyayı kurtaralım” gibi egolu cümleleri bir kenara bırakıp “paçayı” kurtarmaya çalışalım.

“Basit yaşa ki *herkes var olabilsin” Mahatma Gandhi

*Dünya üzerinde canlı, cansız ayrımı yapmadan bu fanusun var olmasını sağlayan her şey.

Burak Başaran, Kaya Tırmanışı Eğitmeni
www. burakbasaran.com
Youtube Kanalı

You May Also Like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir