Ağrı Dağı

Coğrafi ve Fiziki Yapısı

Yüksekliği ile ülkemizin en büyük dağıdır. Yaklaşık 4.000 metreye kadar bazalt daha sonrada andezit volkanik özellik gösterir. Aynı zamanda doruğundaki buzul ülkemizin en büyük buzuludur. Ağrı Dağı İran, Nahçivan, Ermenistan ve Türkiye’nin birleşim yerinde ve devlet sınırı olarak kullanılmaktadır. Ağrı dağının tabanı yaklaşık 34 km’lik bir alanı kaplar.
Dağ Erzurum, Van ve İran’ın yüksek yerlerinden görülebilir. Sönmüş volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, yüksekliği sebebiyle zirvesindeki sıcaklık en sıcak zamanlarda bile -6 ila -10 derece civarındadır. Büyük ağrının kuzey tarafında Küp Gölü bulunmaktadır. Bu krater gölü yaklaşık 4.000 metre yüksekliktedir. Dağ, kar ve buzullardan su emerek, Yakup, Topçatan, ve Serdarbulak kaynaklarından suyun çıkması ile doğal içme suyunu bölgelere ulaştırır. Dağ eteklerinde oluşturulan köylerde genellikle hayvancılık yapılmaktadır.

Ağrı Dağı Tarihi ve Dağcılık

Ağrı dağı jeolojik oluşumu ve konumu itibariyle birçok inanış ve tarihsel konuya ev sahipliği yapmaktadır. Büyük tufan gibi efsaneleşen olaylar, Hz. Adem ile Hz. Hava’nın dünyadaki ilk buluşma yeri, şahmeran ve aşk hikayeleri gibi efsanelere ev sahipliği yapmaktadır. Kutsal kitaplarda yazan Ortadoğu’nun çatısındaki Cudi, Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu alan olarak geçmektedir. Cudi Arapça dağ anlamına gelirken, Güney Doğu Anadolu’ da Cudi adında bir dağımızda mevcuttur. Ancak Ortadoğu’ nun çatısı olarak Ağrı Dağı bilinmektedir.

Bu gibi birçok efsaneye sahip Ağrı Dağı, İlhanlılar başta olmak üzere birçok devletin ve beyliğin ulu olarak gördükleri ve kutsal günlerinde yamaçlarında anma ve kutlamalar yaptığı bilinmektedir. 1. Dünya Savaşı sırasında değişik devlet kontrolüne geçen ve Rusya, İran ve ülkemiz arasında paylaşılması söz konusu olmuştur. 1923-1932 yıllarındaki sınırların belirlenmesi sırasında dağın tamamı ülkemiz sınırları içerisine alınmıştır.

 

 

Ağrı Dağı ve Turizm

Ağrı Dağı ve çevresi 2004 yılında Milli Park ilan edildi. Bitki ve yabani hayvan çeşitliliği, ilginç peyzaj dokusu, volkanik ve jeolojik yer şekillerinin çekiciliği, turizm ve dağcılık konusunda öncelikli alanlarımızdandır. Ağrı dağı şehir merkezine yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Küçük ağrı dağının yamacında bulunan, Doğubeyazıt merkezine 3 km mesafede olan Buz Mağarası en fazla turist ağırlayan yerlerinden birisidir. Yine Iğdır sınırındaki Meteor Çukuru en ilginç alanlardan birisidir. Bu ve diğer güzellikleri sayesinde Ağrı Dağı yaz ve kış aylarında turizme açıktır. Yamaç paraşütü, kayak ve yürüyüş sporları gibi birçok etkinliğin yapılabildiği ülkemizin nadide mekanlarından biridir.

 

Osmanlı Türkçesinde “Aghur Dağı”, günümüz Türkçesinde “Büyük Ağrı Dağı”, Ermenicede “Ararat” dağı olarak bilinmektedir. Ülkenin en doğusunda Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin yüksek yaylalarında yer alan dağın zirvesi sürekli olarak karlarla kaplıdır ve zirveye “Atatürk zirvesi” adı verilmiştir.

 

Kuzey’de Ermeni sınırına 32 km, Güneydoğu’da ise İran sınırına 16 km mesafedeki dağın zirvesinden 11 km uzaklıkta, 3.896 metre yüksekliğinde Küçükağrı Dağı da bulunmaktadır.Oluşumu 1,5 milyon yıl öncesine dayanan Ağrı Dağı farklı erüptif aşamalarda tekrarlanan lav birikiminden meydana gelmiştir. Üç farklı tektonik plaka arasında yer aldığı için, dağın yoğun olarak depremlere maruz kalan bir bölgede bulunduğunu bilmek gerekir. Florası seyrek otlaklardan oluşur ve huş, gürgen ve ardıç gibi bazı ağaç türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Florası sayesinde kuş cinsinden gri keklik ile yabani koyun cinsinden batılı muflon gibi bazı yabani hayvanlarla karşılaşmak mümkündür.

 

Hıristiyan inancına göre, Ağrı Dağı, ünlü “Nuh gemisi” hikayesi için kutsal bir yerdir. Eski Ahit veya Tevrat’ta: “Yedinci ayda, ayın on yedinci gününde, gemi Ararat dağları üzerine oturdu.” yazar.

 

“Ararat anormalliği”nin (buz üzerinde karanlık ve bulanık nokta) fark edildiği alanda çeşitli keşifler yapılmıştır. Bazı araştırmacılar bu keşiflerin geminin bir parçası olduğunu iddaa etmekte, bazıları ise kesin kanıt eksikliğinden keşfin geçersizliğini savunmaktadır. Hristiyan inancının aksine, Kuran’ı Kerim’de Nuh’un gemisinin “Cudi’ye oturduğu” belirtilmektedir.
Aynı zamanda, Nuh hikayesinin kutsal boyutu da dikkate alındığında, Erivan’dan görülebilen ve “Massis Dağı” adını taşıyan bu dağ, Ermenistan’da güçlü bir ulusal sembol olmaya devam etmektedir.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti öncesi geçmişi incelediğimizde, Ağrı Dağı, 1828 yılından 1918 yılına kadar Rusların hakimiyetinde kalmış; 1918 yılında ise, Ermenistan Cumhuriyeti, Brest-Litovsk Antlaşması gereğince, Ağrı Dağı’nı da içeren toprakların sahibi olmuştur.

 

Ancak bu el değiştirmeler fazla sürmeden, Türkiye, 1921 yılında Ağrı ilini fethetmiş ve Lenin ile Mustafa Kemal Atatürk arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır.

 

Daha önce ikinci sınıf askeri bölge olan bu dağ, 2001 yılında turizme kazandırıldı. Ancak dağa tırmanışı gerçekleştirmek için Doğubayazıt vilayetinden izin almak gerekiyor. Ağrı dağına ulaşım, kötü hava koşullarında güçleştiği için, dağa yaz aylarında tavsiye ediliyor.

 

Son olarak, bu dağ, “Ağrı dağı eteğinde” adlı şarkıya, “Ağrı dağı” başlıklı birçok şiire ve “Ağrı dağı Efsanesi”ne konu olmuş ve yüceliğiyle Türk kültüründe çok önemli bir yer edinmiştir.

 

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970′ de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980’li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı. 1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

 

You May Also Like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir